kimse kusura bakmasın, gitar çalan adama saygı duyamıyorum.

adama dedim çünkü gitar çalan kadınla alıp veremediğim yok. bence onların da kendi içlerinde bir takım sorunları var ama kendi içlerinde tuttukları için rahatsız olmuyorum. ama yan flüt çalan kadına karşı bir kıl olma potansiyeli taşıyorum her zaman. özellikle yan flüt çalıyorsa, frankofonsa ve kedisi varsa siktirsin gitsin. hiç çekilmez. evinize sokmayın, bak çok net söylüyorum: evinize sokmayın.

ama konu o kadın değil, gitar çalan adamdı. oraya dönelim. şimdi neden saygı duymuyorum? bir kere %99 özentilikten başlayan bir olay. gitar çalanlar iyi ortam yapıyor, o zaman ben de çalayım motivasyonuyla başlıyor her şey. tamam illa ki öğrenmesi zor. biliyorum, iyi çalmak çok çalışmak istiyor. ama malumunuz en azından ilk birkaç yıl akılda tek bir şey var: kolay yoldan ortamlarda sevilen şeyleri nasıl çalarım?

bak bak kafaya bak. gitar tabı diye bir şey bu adamlar yüzünden var işte. bakın bir adam hayal edin bir elinde bir şey tutmuş sıkıca, diğer elinde mouse, gözleri bilgisayar ekranında, garip garip sesler çıkarıyor. bu adam sandığınız adam değil. bu adam gitar tabı sitesinden ortamda sevilen şarkı öğrenmeye çalışan adam. şimdi ben bu adama nasıl saygı duyayım? gitsin steve vai olsun gelsin anca öyle saygı duyarım. 

yoksa ben gider kontrbas çalan adama saygı duyarım. duymak lazım. çünkü bir adanmışlıktır kontrbas. anlık heves değil kesinlikle… bi kere eşek kadar alet, habire oradan oraya taşıyor bunu çalan. ben olsam daha bu noktada “lanet olsun senin gibi alete” der, yere vururum. ama bu abi inatla taşıyor o yükü. demek ki bir adanmışlık var. o adama saygı duyacaksın. adanmış adam saygıyı hak eder. bir şov kaygısı da yoktur bu abinin. forsunun en yüksek olduğu oda orkestralarında bile belli bir sakin duruşu vardır. sadece jazz muzikte bir parlama yaşarlar ama orada da herkes parlak, öyle bir sorun var. 

siz hiç geri planda kalmış jazz sanatçısı gördünüz mü? mümkünü yoktur bunun. valla bi geri planda kaldığını hissetsin anında şabidubapbapbaaa! diye ortalığı ayağa kaldırır. jazz’a bakışım da bu şekilde bu arada. kim geri planda kalıyorsa bilin ki az sonra kimseyi siklemeden patlatacak şabidiyi. aslında bildiğin arsızlık bence. ben olsam çok kızarım. ama orkestradan kimse  kızmaz o adama. “abi biz ne çalıyorduk sen naaaptın şimdi?” diyen olmaz. böyle tatlı bir gülümsemeyle, onun ağzını yüzünü ekşitişiyle beraber yaptığı koreoatetotik hareketler izlenir. hatta kaşlar havaya kaldırılarak ona eşlik edilmeye çalışılır. çünkü bilirler, birazdan kendileri de yapacaktır aynısını. böyle çok tatlı bir ortamı vardır o sahnenin.

  1. gayrinizami posted this
Short URL for this post: http://tmblr.co/ZsOjTy9f3P4x