reblog hiç huyum değil ama…

reblog hiç huyum değil ama…

(via bsmn)

hala rahatlamadıysan youtube’a da gir.

hala rahatlamadıysan youtube’a da gir.

inan ki, ıstırabın hafiflesin.

insan beyni için geliştirilen bir stress testi.

kimse kusura bakmasın, gitar çalan adama saygı duyamıyorum.

adama dedim çünkü gitar çalan kadınla alıp veremediğim yok. bence onların da kendi içlerinde bir takım sorunları var ama kendi içlerinde tuttukları için rahatsız olmuyorum. ama yan flüt çalan kadına karşı bir kıl olma potansiyeli taşıyorum her zaman. özellikle yan flüt çalıyorsa, frankofonsa ve kedisi varsa siktirsin gitsin. hiç çekilmez. evinize sokmayın, bak çok net söylüyorum: evinize sokmayın.

ama konu o kadın değil, gitar çalan adamdı. oraya dönelim. şimdi neden saygı duymuyorum? bir kere %99 özentilikten başlayan bir olay. gitar çalanlar iyi ortam yapıyor, o zaman ben de çalayım motivasyonuyla başlıyor her şey. tamam illa ki öğrenmesi zor. biliyorum, iyi çalmak çok çalışmak istiyor. ama malumunuz en azından ilk birkaç yıl akılda tek bir şey var: kolay yoldan ortamlarda sevilen şeyleri nasıl çalarım?

bak bak kafaya bak. gitar tabı diye bir şey bu adamlar yüzünden var işte. bakın bir adam hayal edin bir elinde bir şey tutmuş sıkıca, diğer elinde mouse, gözleri bilgisayar ekranında, garip garip sesler çıkarıyor. bu adam sandığınız adam değil. bu adam gitar tabı sitesinden ortamda sevilen şarkı öğrenmeye çalışan adam. şimdi ben bu adama nasıl saygı duyayım? gitsin steve vai olsun gelsin anca öyle saygı duyarım. 

yoksa ben gider kontrbas çalan adama saygı duyarım. duymak lazım. çünkü bir adanmışlıktır kontrbas. anlık heves değil kesinlikle… bi kere eşek kadar alet, habire oradan oraya taşıyor bunu çalan. ben olsam daha bu noktada “lanet olsun senin gibi alete” der, yere vururum. ama bu abi inatla taşıyor o yükü. demek ki bir adanmışlık var. o adama saygı duyacaksın. adanmış adam saygıyı hak eder. bir şov kaygısı da yoktur bu abinin. forsunun en yüksek olduğu oda orkestralarında bile belli bir sakin duruşu vardır. sadece jazz muzikte bir parlama yaşarlar ama orada da herkes parlak, öyle bir sorun var. 

siz hiç geri planda kalmış jazz sanatçısı gördünüz mü? mümkünü yoktur bunun. valla bi geri planda kaldığını hissetsin anında şabidubapbapbaaa! diye ortalığı ayağa kaldırır. jazz’a bakışım da bu şekilde bu arada. kim geri planda kalıyorsa bilin ki az sonra kimseyi siklemeden patlatacak şabidiyi. aslında bildiğin arsızlık bence. ben olsam çok kızarım. ama orkestradan kimse  kızmaz o adama. “abi biz ne çalıyorduk sen naaaptın şimdi?” diyen olmaz. böyle tatlı bir gülümsemeyle, onun ağzını yüzünü ekşitişiyle beraber yaptığı koreoatetotik hareketler izlenir. hatta kaşlar havaya kaldırılarak ona eşlik edilmeye çalışılır. çünkü bilirler, birazdan kendileri de yapacaktır aynısını. böyle çok tatlı bir ortamı vardır o sahnenin.

kendiyle işi olmayan bir adamım. kendiyle barışık da değil bak. merhaba merhaba yani. kendiyle bi merhabası olan adam. ben. — yine böyle zamanlar. götü yere indiren hatta götü yere sürtüp kıvılcım çıkartan zamanlar. yazamıyorum haliyle. ha diyeceksiniz ki “yazdığın neydi ki it?” siz de haklısınız. ama yazamayan adam edebiyatı yapmayacağım. o yüzden rahat olun. hatta biraz düzgün konuşun. ağzınıza sıçarım.
gece beni tırnakla parmağın birleştiği yerden sokarak (gönderme yapıyor şerefsiz) adeta benimle dalga geçen sivrisineği; üstüne raid sıkarak öldürmeyi planladım. ama sonra bunun yeterli bir ceza olmayacağını düşündüm. iş edinip, tam üstüne off sinekkovar sıktım. böylelikle kendinden nefret ettirdim, yaşamdan soğuttum ipneyi. — sivrisinekler 1 - insanlar 1. en azından dün gece kaybetmedik arkadaşlar!
her sitenin önünde “abi facebook var abi” şeklinde dikilen likebox’ları, yazıcıoğlunun önünde dikilen “abi cd var abi” insanlarına benzetiyorum. aynı şekilde rahatsız edici, aynı şekilde içten pazarlıklı… aynı şekilde kalitesiz. — hem ben mal mıyım para verdiğim site’nin fan’ı olayım lan? hem para vericem bi ton, hem de hayran olucam. asıl site bana hayran olsun. hahayt.
yapamam demiştim, yaptım. olur dedim, olmadı. yaparım demiştim, yapamadım. olmaz dedim, oldu. ve daha bir sürü güzel şey. — çünkü sen beni sevdin diye. çünkü ben seni sevdim diye.
ölmek, kalbin durması, solunum merkezinin çalışmaması, beyin dalgalarının sıfırlanması gibi şeylere bağlıdır. yani bir takım fiziksel, kimyasal ve biyolojik olaylar… çok önemli değildir. herkes bir gün ölecektir. ama intihar daha sosyal bir şeydir. ölmek yine vardır işin içinde ama daha önemsiz bir kısmıdır. intihar daha çok bir cevap gibidir. bütün bu fiziksel, kimyasal ve biyolojik olaylara farklı bir bakış açısı katar. nasıl öldüğün önem kazanır. çünkü her şey opsiyoneldir. her detay seni anlatır. yaşayarak bıraktığın ize bir “la grand finale” ile son vermek gibidir, intihar. — ama intihar edin demiyorum, etmeyin sakın. ağzınıza sıçarım. manyak mısınız neden intihar ediyorsunuz? mallık tamamen. hiç gerek yok. ama güzel.
sicilleri bozulacak diye kredi kartı borçlarını namus borcu bellemiş beyaz yakalılar var. — ulan ananı belliyorlar sen hala sicil derdindesin. sal gitsin lan. sal gitsin.
para var, huzur var. — adanalı bir arkadaşın lafıydı bu. almamam gereken ama çok istediğim bir şeyi aldıktan sonra söylerim genelde. ama bu sefer buraya yazacak kadar sapıttım. sokayım fight club’a,  v for vendetta’ya. para var, huzur var kardeşim.
bir hayvan olacak olsam, fil olmak isterim. neden? çünkü bi kere koşma derdi yok, avcı derdi yok, sağa sola işeyip bölge belirleme derdi yok, karizma yapmak falan skinde değil yani. keyfine bakıyor. ot yiyor, meyve yiyor. su içiyor. zaten ortamı sürü ortamı. arkadaşlarla takılıyoruz kafasındalar… bir yerde ot bitti mi, yol yapılıyor yeni otlara doğru. süper lan. — ama sistem size “ya avsın! ya avcı!” diye dayattığı için bazılarınız bu sorulara, aslan olacağım! kaplan olacağım! kartal olacağım! diye cevap veriyor. ol ar-ge! ol da gör ebeninkini!
beyin göçünü önlemenin tek bir yolu var. ülke çıkışlarına mantıcılar açacağız. göçmek isteyene vereceğiz mantıyı, vereceğiz mantıyı. hem de bol sarımsaklı. adam, ya mantısız ülkede yaşayamacağını anlar, öyle kalır ya da yediği mantının rehaveti çöker üstüne, adım atacak hali kalmaz, yine kalır. — buna rağmen uçağa binmeyi başaranlar zaten gitsin lan. mantı sevmeyen adilerin aramızda işi yok!
ev kurmanın en enteresan taraflarından birisi de daha önce hiç satın almadığın şeyleri satın almak zorunda kalmak. örneğin çamasır sepeti diye bir şey var. bir nevi pamuklular için huzurevi. içine kirli çamaşırlarını koyuyorsun, çamaşırların huzur içinde yıkanmayı bekliyorlar. ve bu süre içerisinde çok mutlular. yoksa o sepete 100 tl.- vermenin başka bir manası olamaz. — adam mı sikiyorsunuz lan?