“Erkek adam cinsiyetçilik yapmaz.”

büyük patlama evreni yaratan değil, sonlandıran olaydır.

-madde öncesinde-  enerjiden başka bir şey yoktu. enerjinin enerji ile etkileşimi ile düşünce oluşuyor, sonsuz sayıda düşünce, sonsuz hızda, sonsuz olasılıkla var oluyordu.

madde bir patlama ile değil, enerjinin -hapsolması- ile ortaya çıktı. ilk parçacığın oluşumu aslında evreni sonlandıracak olay dizisinin ilk adımıydı. enerji artık boyutlara hapsolmaya başlamıştı.

etrafındaki enerjiyi boyutlar içine hapsetmeye devam eden parçacıklar maddeyi yarattı. 

madde ise enerjinin enerji ile etkileşimini sınırlandırarak yaşamı yarattı. yaşam maddenin enerjiyi sınırlandırma arzusudur.

yaşamın amacı hapsedileceğin en yüksek enerjiyi hapsettikten sonra ölmektir. 

kara delikler yaşayan -en yüksek- yaşam formlarıdır.

beyin düşünceyi yaratan değil, tam tersine sınırlandıran bir organdır.

bizim duyu (görme, işitme vb.) dediğimiz şey temelde bir sinyaldir. bu sinyal, aslında sadece enerjiden oluşur.

bu sinyallerin birbiriyle etkileşimi “düşünceyi” oluşturur. düşünce, enerjinin enerji ile etkileşimidir. evrende düşünce, sonsuz olasılıkla, sonsuz sayıda, sonsuz hızla oluşur

bu etkileşimin düzenlenmesi için sınırlar konması gereklidir. bizler enerjinin enerji ile etkileşimini şekillendirmek için nöron adını verdiğimiz hücrelerimizi kullanırız. beyin içinde sınırlanmış şekilde gezen enerji ise bizi yaratır. yani benliğimizi oluşturur.

beyin tüm bu olasılıkları “eksilterek” bizi yaratır. 

olabileceklerimizin artığından başka bir şey değiliz.

‪öfke duyuluyor da…

kin neden besleniyor?


çünkü…

ancak beslediğin kin,

gizler hatalarını.


fakat aynı anda,

sindirir parça parça,

kendinden…




kopardıklarını.

“büyütecek çocuk arayanların, oyuncak olmaktır kaderi”
— neticede oynamak da iyi
“zaman hiçbir şeyin ilacı değil. hiçbirimizi iyi etmiyor. zaman tam tersi asit gibi. işledikçe ambalajı, kaplamayı, boyayı… ve göz bağlayan hatırayı eritiyor. bize hakikati veriyor.”
— bizi iyileştiren hakikat.
“cehaletin çıplak bıraktığı benlikleri, “ben başkayım” boyası ile örtme çabası”
— what is social media?

iç kanama

kan, akıyor ya damarlardan
yorulmadan ve yolu sormadan
öyle deli aktı bu hikaye
durmadan ve soru sormadan

“kimi güzellik bir avuç ekranı ancak dolduruyor, kimi güzellik insanın ömründen taşıyor.”
— #nofilter
“ve gülümseyen herkes cennete bakıyor demektir.”
— ihsan oktay anar
“başkasını özlemiş cümleler ile özlenmek ne acıymış.”
— mezarını toprak değil, başkasının külleriyle örtmüş gibi.
“yaşamak istemiyorum ama kendimi öldürecek halim yok hocam.”
“hayat yüzmilyonyıl önce denizde başlamış ya hani”
— bitirmek için bir anda akıntıya bırakanlar var kendini
“Hocam ilaçları bırakmak istiyorum.”

-Neden H. Hanım tedaviyle alakalı bir sorun mu var?
-Hayır hocam. Çok iyi hissediyorum fakat böyle olmaması lazım.
-Biraz daha açıklar mısınız?
-Hocam beni büyüten babamdan çok sevdiğim bir akrabam vefat etti geçenlerde… Üzülemiyorum ölümüne. Yasını tutamıyorum. Kendimi suçlamaya başladım. Sanki onun bana olan sevgisine ihanet ediyormuşum gibi geliyor.


İlaçları bırakmadık ama ciddi oranda azalttık. Yas reaksiyonu için destekleyici terapiye başladık. Ben şehir değişikliği nedeniyle ayrılırken “tekrar toparlayacağını bildiği için şu andaki üzüntüsüyle yaşayabildiğini” söyledi.

Unutmuştum bu hastayı tamamen. Bugün bir yazı okurken aklıma geldi. İşlevsel olduğu sürece her duyguya ihtiyacımız var.

Mutsuzluk dahil.

“iki çeşit yağsız süt var.
zenginler için olanın yağı alınmış,
fakirler için olanın yağı çalınmış.”

ikisi de aynı süt.
birisinde dev puntolar ve gururla
yazar yağ oranı.

diğeri yarım ağız,
yarım yağlı.